bakış açınızı

değiştirmeye

hazır mısınız?

bakış açınızı

değiştirmeye

hazır mısınız?

sesli düşünmeye davetlisiniz

sesli düşünceleri dinle veya oku. anlatılanlar sende ne uyandırıyor, yazarak ya da ses kaydı ile düşüncelerini buradan gönder.

bugün yaşadığımız dünya sana da eskisinden farklı gelmiyor mu? insan hakları sisteminin kurulduğu eski günlerin kuralları değişiyor. iklim krizi, teknolojinin baş döndürücü ilerleyişi, demokrasinin erimesi ve giderek derinleşen eşitsizlikler… sence de tüm bunlar hak savunuculuğunu eskisinden daha da zor hale getirmiyor mu? 

öte yandan kaos, tehditler kadar fırsatları da açığa çıkarmaz mı? zorlukların içinden yepyeni yollar açılmaz mı? ve tüm bunlar eninde sonunda dönüşüm getirmez mi?

david griffiths

daha çok keşfetmek isterseniz david griffiths’in insan hakları bu pasajı nasıl yürür: sivil düşün makale koleksiyonu kitabında yer bulan küresel kaos ve insan hakları makalesini buradan okuyabilir ya da dinleyebilirsiniz.

chatham house’dan david griffiths,

artık yeni refleksler, yeni mücadele biçimleri ve yeni söylemler geliştirmek zorundayız.

insan hakları hareketi, bundan böyle savunma hattında değil; dönüşüm hattında olmalı, diyor.

peki bu nasıl olacak?

david’e göre hakların, koruyucu olmanın ötesinde dönüştürücü bir rolü de üstlenmesinin zamanı geldi. bunun için, yalnızca devletlerin değil; şirketlerin, uluslararası kurumların, yereldeki rol sahiplerinin, aktivistlerin ve hatta akademisyenlerin de sorumluluğu olduğunu vurguluyor.

yani hak savunuculuğu vizyoner bir değişim önerisi getirmeli.

bu fikir size nasıl geliyor?

bu arada ekin al’ı tanır mısınız?

kendisi onarım atölyesi kurucusu ve david gibi sivil düşün makale koleksiyonu kitabına katkı veren yazarlardan.

ekin, insan haklarının geleceği, sadece kamu politikalarıyla değil; iş dünyası, finans, yerel yönetimler ve tüm yapılarla kurulacak adil, paylaşımcı ve ekolojik temelli yeni bir ekonomik çerçeveyle mümkün, diyor.

çünkü ona göre 21. yüzyılın krizi, bir dağıtım ve demokrasi krizi.

ekin’in vizyonunda bu yeni adil ekonomik sistem; büyümek yerine gelişmeyi, kar yerine yaşam kalitesini, rekabet yerine ortak üretimi önceliyor. yani ille de müşterekleşme diyor ekin.

üretirken, kullanırken ve yönetirken sorumluluğu bölüşmeye dikkat çekiyor.

ne dersiniz?

bu hepimizin parçası olduğu kocaman sistemi kurmak, herkesin kendi yaşam alanlarında küçük adımlar atmasıyla mümkün olmaz mı?

ekin al
serdar okumuş
sizi serdar okumuş’la tanıştıralım

adil ekonomik sistem ancak erişim üzerine kurulabilir diyerek bir adım atmış ve robotel’i kurmuş. robotel, açık kaynak kültürünün ilham veren bir örneği.

açık kaynak kültürü aslında yeni dünyada bir ihtiyaçtan yola çıkarak başladı sonra da herkesin insani olarak sahiplendiği ve böylece büyüyen bir alana dönüştü. biri diğerinin ihtiyacını karşılıyor ve böylece toplumun çok çeşitli ihtyaçları giderilmiş oluyor.

serdar’ın sözleri sizi de heyecanlandırmadı mı?

ve tam da ekin’in işaret ettiği gibi rekabet ya da ticari büyüme yerine ortak üretim ve faydaya odaklı olmanın dönüşüm gücünü ortaya koymuyor mu?

eli ve parmağı olmayan çocuklar için açık kaynaklı yazılımlarla üretilen robot eller bize bir diğer ilham verici işi anımsattı.

çiğdem aslantaş’ın sivil düşün destekli bongo art project çalışması

görme engellilerin müze deneyimini engeli olmayanlar gibi yaşayabilmesini dert edindik. sesli betimleme, dokunsal replikalar ve etkileşimli alanlar geliştirerek müzeleri herkes için erişilebilir kılmaya çabalıyoruz.

merak uyandırıcı değil mi?
bazılarının yalnızca kısıtları gördüğü yerde bir başkası nasıl oluyor da mümkün olanları fark edebiliyor sizce?

çiğdem aslantaş
özkan kaya
düşünmeye devam ederken özkan kaya ile tanışalım

özkan, sahne, seyirci ve daralan oyun alanı üçgeninde var olmaya çalışan bağımsız tiyatroların perde arkasına ses olmak istiyor.

bağımsız tiyatro demokrasiyi gündelik hayatın içinde pratiik etmenin çok farklı imkanlarını sunuyor bize.  

belki de hikayelerin alışıldık seyrini değiştiren şey, ezberlenmiş bakış açıları ve iletişim kurma biçimlerinden uzaklaşmakla ilgilidir.

mesela kahramanlaştırma-mağdurlaştırma ikileminden
kurtulsak nasıl olur?

ihtimam.org’un kurucusu gizem kendik bizi bu soruları düşünmeye yönlendiriyor.

böyle bir bakış hayatımızda neleri dönüştürebilir sizce?

gizem, tüm bu anlattıklarıyla birlikte yaşam kültürüne dair hiyerarşik ikilikler üzerinden değil de, denklikler üzerinden yeni anlatı biçimleri kuralım diyor.

toplumsallık dediğimiz şeyi artık sadece insan hikayeleri olmaktan çıkarsaydık ne olurdu? yeryüzüyle ve içerisindeki hayvanlar, bitkiler, dağla taşla kurduğumuz bağlarla yeniden şekillendirdiğimiz anlatı biçimleri geliştirmemiz gerekiyor.

gizem kendik
özlem altıparmak
gizem’le çok benzer düşünen biri daha var.

hukuk, doğa ve toplum vakfı kurucu direktörü özlem altıparmak.

ortakyaşarlık diye ifade ettiği bir arada yaşama konseptinin sadece insanları değil tüm canlılığı kapsayacak şekilde genişletilmesi ihtiyacından bakın nasıl bahsediyor:

ne dersiniz; bir aradalığa dair bildiklerinizin yanına yeni sekmeler açmanın zamanı gelmedi mi? iklim krizi bu işin kurallarını baştan yazıyor gibi görünüyor.

bu tüm dünyayı etkisi altına alan devasa sorun, bize özlem’in de söylediği gibi unuttuğumuz bir ortakyaşarlık kültürünü armağan edebilir mi?

gaye’nin sesli düşünürken anlattığı hikaye bizi gülümsetti. bir mahallede yaşayan çocuklar, aileler, dikiş kursuna gelen kadınlar, yerinden edilmiş daha önce ve o mahalleye yerleşmiş toplulukların bir arada birlikte aşırı sıcaklıklar için etkili bir çözüm üretebiliyor olması fikri size nasıl hissettirdi?

yaşadığınız yerde ve kendi çevrelerinizde iklim krizinin etkilerine yönelik sizin de yapabilecekleriniz var mı?

sosyal iklim derneğinin başındaki isim olan gaye tuğrulöz, bu soruyu bakın nasıl cevaplıyor:

bir arada yaşamak, sadece aynı apartmanda komşu olmak, yakın binalarda oturmak, aynı mahallede, aynı şehirde bulunmanın ötesine geçti. biz şu an küresel düzeyde aynı iklim gerçekliğini paylaşıyoruz.

evet, hepimiz iklim krizinin bir parçası değil miyiz zaten ve hepimiz etkilenmiyor muyuz?

gaye ve arkadaşları, madem iklim krizi artık bizi ortaklaştıran şeylerden biri, öyleyse onu  kendi yaşadığımız yerde, kendi çevrelerimizde daha hayatın içinden bir yaklaşımla gündemde tutabiliriz demişler ve bakın 2 haziran’daki aşırı sıcaklıklarla mücadele için eyleme geçme gününde ne yapmışlar:

gaye tuğrulöz
buraya, sesli düşünür ve fikirlerinizi bizimle paylaşırken faydalanmak isteyebileceğiniz bir kaynak bırakıyoruz
insan hakları bu yolu nasıl yürür
sivil düşün makale koleksiyonu

kitap, alanlarında uzman yedi ismin iklim krizinden iş dünyasına, uluslararası düzenden teknolojiye yedi farklı başlıkta, hakların bugünü ve geleceğine dair analizlerinden oluşuyor.

uğur cuya
aktivist ve yönetmen uğur cuya, yaşadığı yer için harekete geçenlerin eylemini semt-i müdafaa olarak tanımlıyor.

uğur bir dönem, istanbul’a üç saat mesafedeki iğneada longoz ormanının bulunduğu bölgeye yapılması gündemde olan nükleer santralin çevreyi bozma potansiyelini işlediği bir film çekmişti.

uğur’un sözleri sizde hangi ışıkları yaktı?

içinde yer almadan, dahil olmadan, yani katılmadan bir şeyin biçimini, gidişatını etkilemek zor gibi görünüyor, ne dersiniz? 

yapay gündem platformunun kurucusu gülin çavuş bize bu noktada bazı hatırlatmalarda bulunuyor:

gülin, sivil düşün makale koleksiyonundaki yazısında fiziksel kentlerdeki güvenlik, kapsayıcılık, erişilebilirlik gibi beklentilerimizin dijital alanlar için de geçerli olması gerektiğini anlatıyordu. dijital alanlar, bireyin kendini güvende, görünür ve dahil hissedebildiği sosyal mekanlara dönüşmeli, diyordu.

kentleri nasıl inşa ediyorsak dijital mekanları da öyle mi inşa etmeliyiz?
dijital alanları nasıl tasarladığımız nasıl yaşamak ve kim olmak istediğimizle ilgili ipuçlarını da verir mi bize?

gülin çavuş
selin yıldız
bunu deneyen kişiler ve ekipler var aslında. bir örnek fiziksel dünyadan bir örnek de dijital alandan gelsin.
selin yıldız’a merhaba deyin.

kendisinin kurucusu olduğu sivil düşün destekli qlub, lgbti+’ların var güvenli alan ihtiyacını spor aracılığıyla karşılamayı hedefliyor.

voleybol antrenmanlarıyla başlayan topluluk, kapsayıcı ve sağlıklı bir sosyal alan kurdu. ama burası onlar için yalnızca sosyalleştikleri değil ayrımcılıkla mücadele için güçlendikleri de bir alan.

sizin de kendinizi ait hissettiğiniz böyle topluluklar var mı?

şimdi dijitale uzanalım. sivil düşün destekli rapor bülteni.

ömer burak tek ve arkadaşları, üst düzey kamu yöneticilerinin bilgiye hızlı ve güvenilir biçimde ulaşabilmesini sağlamak üzere yola çıktılar. e-bülten formatında yayımladıkları içeriklerle, demokrasi, eşitsizlik, yoksulluk gibi konularda hazırlanan raporları özetleyip, okuyucuların gündeme dair bilimsel veriye dayalı çıkarımlar yapabilmesini kolaylaştırıyorlar. 

sizin de dijitalde güvende hissettiğiniz alanlar var mı?

ömer burak tek

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.

sesli düşün ve buraya bırak


*sesli düşünceniz bu isimle görünür.


*e-posta adresiniz yorumunuzla birlikte görünür olmaz.


Sivil Düşün kaydınızı yayın politikası kurallarına uymaması durumunda yayına almayabilir veya yayından kaldırabilir.